UZMAN YAZARLARIMIZ
Feriha Şenkaya Dildar'ın Yazıları Bihter Mutlu Gencer'in Yazıları Ceyda Cecan'ın Yazıları Açelya Şahin'in Yazıları Duygu Ak'ın Yazıları Sinem Olcay Kademoğlu'nun Yazıları Aslı Bozbey Akalın'ın Yazıları Osman Abalı'nın Yazıları Ayşe Cengiz'in Yazıları sevil Gümüş'ün Yazıları
Facebook sayfamız






İdil

Güneş Yüzünü Göstermeye Başlarken...

Merhaba,

Hafta sonu nasılda çabucak geldi geçti, İstanbul’da yavaş yavaş kışın gri yüzü yerini pembe, turuncu ilkbahara bırakmak üzere.

Cumartesi günü sulu kar, yağmur , rüzgar derken bu sabah bir de baktım gökyüzü pırıl pırıl, ağaçlar tomurcuklanmaya başlamış , tüm “cemre’ler” düşmüş... ( Havaya, suya ve toprağa düştüğünü söylerdi büyüklerimiz).

Renkler yavaş yavaş değişiyor ama soğuk hala ısırıyor. Bahar bana hep tebessüm ettirir, pembe beyaz baharlardan mı, masmavi gök yüzünden midir bilmem ama hep tebessümle bakarım bahara... Yeniden uyanıştır, kışın hüznünü, sıkıntısını griliğini “pis”liğini , karanlığını yenileyip, temiz, ışıl ışıl, ılık yeniden doğuştur, kıpır kıpırdır. Toprağın derinliklerinde kıştan,soğuktan saklanan, güçlenen tohumların doğa’ya baş kaldırışı, uyanışıdır. Ufak ufak önce merakla bakarlar pırıl pırıl gökyüzüne, kısa bir süre içinde silkiniverirler, boyları uzamaya başlar ılık güneşe doğru. 

Yengem sonbaharda bahçesi budandığında, bahçesindeki “Hünnap” ağacından bir dal vermişti, biz de kışı sıcakta geçirsin diye bir saksıya diktik...Bir de baktım ki, bizim kuru dal hünnap bizimle iletişime geçmiş, bu hafta sonu merhaba demiş, ilk iş yeşil dallar ve ucunda yapraklarla bize el sallamakta. Sizinle onunla ilgili gelişmeleri paylaşırım ileriki yazılarımda.

Doğa uyanıyor derken doğanın parçası olan bizler de kıpırdanmaya başlıyoruz, hadi rejime girelim, kişisel bakım yaptıralım, evimizi, gardrobumuzu yeni sezona hazırlayalım diyoruz kendi kendimize.

Sizi bilmem ama alışveriş beni acaip rahatlatıyor, deşarj oluyorum, keyifleniyorum, mutlu oluyorum... Ammaaaa küçük bir sorunum var, evde yeni eşya aldıkça eskilerden ayrılamazsak her şey üst üste adım atacak yer kalmaz oluyor.

Ben de şu yöntemi uyguluyorum ve size de tavsiye ediyorum;

Evdeki “eşya mıknatısları” adımımızdan sonra şimdi de “15 parçaya veda” adımına geçelim ....

 Elimize 2 torba alıyoruz ve evin içinde dolaşmaya başlıyoruz. Birinci torbaya atılacakları , ikinci torbaya ise verilecekleri yerleştiriyoruz. Unutmayın eğer bir eşyadan iki tane varsa birini vererek hafifleyin... Kullanmadığımız eşyelardan kurtuldukça bir rahatlık, bir hafifleme hissedeceğinizden eminim, ayrıca verilecek eşyalarınızın başka bir ihtiyaç sahibinin işene yarayacağını düşünmek içimizde bir mutluluk duygusu da uyandırıyor. Bu işlemi ayda bir öneriyorum, ama bizler eşyalarımızla sıkı bir gönül bağı içinde olduğumuz için , maalesef kıyamıyoruz, dolayısıyle en azından 2 ayda bir kez “15 parçaya veda” günü düzenleyin, hatta çocuklarınızla birlikte yaptığınızda bayağı keyifli bir aktivite haline dönüşebiliyor. ( Vermek istediğiniz parçaları yakınınızda ihtiyacı olanların yanı sıra  Belediyelere veya gönüllü derneklere de iletebilirsiniz)

Deneyin, tavsiyeme uyduğunuzda evinizde/gardrobunuzda rahatlama hissettiğinizi göreceksiniz.

Bu arada geçen yazımda bahsettiğim “eşya mıknatısları” için 2 dakika ayırmayı unutmuyorsunuz değil mi?

Sevgilerimle,

İdil


Bu yazı 44 kez okunmuştur.


Yorumunuz 255 Karakterle Sınırlıdır.
E-Mailiniz yorum yapabilmek için gereklidir. Fakat görünmeyecek / yayınlanmayacaktır.
İsminiz
E-Mail
Yorumunuz



Yapılan Yorumlar




ASTROLOJİ
ANNE & ÇOCUK
Psikoloji
Eğitim
Bakım
YEMEK
BOŞ
MAGAZİN
YAŞAM
Gezi
AŞK ve İLİŞKİLER
EĞLENCE
SAĞLIKLI YAŞAM
Diyet
Spor
GÜZELLİK
© BenimYuvam  2002 -
Tüm Hakları Saklıdır.
Site içeriği izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz / kullanılamaz.
BenimYuvam'a gönderilen ve yayınlanan yazıların telif hakları yazarların kendisine aittir.
BenimYuvam® yazar yazılarının içeriğinden sorumlu değildir.
Yasal Uyarı & Gizlilik
View My Stats